“Yeşil Binalar İçin Acil Eylem Planı Oluşturulmalı”

“Yeşil Binalar İçin Acil Eylem Planı Oluşturulmalı”
Yeşil bina kullanıcılarına belli bir sağlık ve konforlu ortam sağlarken aynı zamanda enerji, su, hammadde gibi kaynakları verimli tüketen binalardır. Bunlar karbon emisyonlarının azaltılmasında, enerji su tüketiminin azaltılmasında önemli rol oynar.

Sürdürülebilir bina olarak da bilinen yeşil binalar, tasarımda, inşaatta, işletmede çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyen, enerjiyi ve suyu daha az harcayan, kaynakları ve malzemeleri daha verimli kullanan binalardır. Yeşil bina uygulamaları, tasarımdan itibaren inşaatın sonuna kadar hatta işletme süresince yüksek performansıyla, binaların çevreye verdikleri negatif etkileri azaltmak ve elimine etmeye çalışır. Çevresel etkilerin azalmasına artı olarak ayrıca binada, işletme masrafları azalır, binanın değeri artar, içinde yaşayan ve çalışan kişilerin sağlığı, konforu ve verimliliği artar, binanın ömrü uzar.

Türkiye’de yeşil bina ve sürdürülebilirlik yönetiminin başından beri var olan Altensis, en çok yeşil bina projesi tamamlayan firma olarak çalışmalarına devam ediyor. Altensis Kurucu Ortağı Emre Ilıcalı, insanların yaşam kalitesini yükseltecek, iş verimliliğini artıracak, doğayı koruyacak olan yeşil binaların yapımında gerçekleştirdikleri danışmanlık ve mühendislik hizmetlerini Harmoni’ye anlattı.

Ilıcalı, yeşil bina kavramının çok geniş bir alana tekabül ettiğini belirterek belli denetim ve denetleme sistemlerinden geçtiği takdirde belgelendirildiğini vurguladı. Ilıcalı, bir ulusal eylem planı dahilinde kentsel dönüşüm ve yeşil binaların sürdürülebilirliğinin şekillendirilmesi ve anlatılmasının gerekliliğini vurguladı.

Altensis ne gibi hizmetler sunuyor?

İnşaat Yüksek mühendisiyim. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Amerika’ya gittim. Amerika’da yüksek lisans ve doktora devam ettim. Çeşitli kurumsal firmaların inşaat ve gayrimenkul projelerinde çalıştım. 2008 yılının sonuna doğru lise ve üniversiteden beri arkadaşlarım olan Berkay Somalı ve Serkan Emin ile Altensis firmasını kurduk. O dönemden bugüne Altensis çatısı altında sürdürülebilirlik ile ilgili mühendislik, danışmanlık ve proje hizmeti veriyoruz. Bunların başında yeşil binalar ile ilgili konular geliyor. Yeşil binaların uluslararası sertifika programları tarafından belgelendirilmesi, enerji verimliliği ile ilgili etüt, yenilenebilir enerji ile ilgili bilgilendirme, projelendirme, devre alma, kabul vs.. gibi yeşil bina sistemlerinin altındaki pek çok hizmeti veriyoruz. Sadece bir danışmanlık firması değiliz, mühendislik ve süreç yönetimi de yapıyoruz. Türkiye’de yeşil bina hareketinin en başından beri varız. Bu anlamda kurulan ilk firmayız. Şu ana kadar en çok proje tamamlayan firmayız. 70’e yakın yeşil projeyi metrekare bazında planladık. Bu anlamda Türkiye sektörüne dair ciddi bir bilgi ve birikimimiz oluştu. Bu konuyla ilgili zaten yurtdışında da çalışmıştık.

Yeşil bina nedir, hangi binalara yeşil bina diyebiliriz?

Yeşil bina çok genel bir kavram. Yeşil bina kavramında neye göre, kime göre ayrımını iyi anlamak lazım.  Bu noktada da uluslararası denetleme sistemleri, sertifika sistemleri çıkıyor. Bunlar binaları belirli standartlara göre değerlendiriyor. Siz belli kriterleri sağladığınızda yeşil binasınız diyebiliyoruz. O yüzden yeşil bina dediğimizde uluslararası sistemlerden sertifika almış binaları anlıyoruz.

TÜRKİYE’NİN ÇABASI VAR

Belli başlı kriterlerin ne olması gerekiyor?

Çok geniş bir konu ama ana konular belli. Enerji, su, hammadde gibi değerli kaynakları verimli kullanan, mümkün olduğunca karbon salınımlarını düşürmek adına yenilenebilir kaynakları kullanan, güneş, rüzgar gibi kaynaklardan enerji üreten, geri dönüşümüne göndererek atıklar üretimini azaltan binalar olması gerekiyor. Bu aynı zamanda binanın yeri ile kimin kullandığıyla da çok ilgili konular. Çok farklı stratejiler olabiliyor. O yüzden tek bir reçete yazılamıyor. Uluslararası denetleme ve değerlendirme sistemleri bunları denetliyor ama bu aşamalar sonucunda başarılı olursanız bu sertifikayı almış oluyorsunuz. Bunu da önemle vurgulamak istiyorum; siz sistematik bir şekilde bir denetlemeden geçeceksiniz, ondan sonra başarılı olursanız bu sertifikayı alabiliyorsunuz. Başarının da belli seviyeleri var. O yüzden her bina yeşil bina olmuyor, kendisine yeşil bina denilse bile. Bizim için önemli olan uluslararası sistemler. Leed, Breeam gibi… Türkiye’nin bu konuda çabaları var. Ama şu an en popüler olan Leed ve Breeam’den sertifika almış binalar oluyor. Biz bu binaların nasıl tasarlanacağı, neler yapılacağı konusunda tasarımcılara, işverenlere ve müteahhitlere süreci yöneterek danışmanlık hizmeti veriyoruz.

Temel olarak yeşil binaya neden ihtiyaç duyuluyor, ne gibi imkanlar sağlanıyor?

Yeşil binalara ihtiyaç duymanın birkaç sebebi var. Bunlardan ilkini şöyle açıklayayım. Yeşil binanın özünde olan karbon salınımını azaltmak, daha verimli bir bina ortaya koymak, kaynakları verimli bir şekilde kullanmak günümüzün en büyük ihtiyaçlarıdır. Biliyorsunuz ki, su kaynakları giderek azalıyor. Hele Türkiye üzerinden konuştuğumuzda ülkemiz toplam su kaynağı miktarı bakımından oldukça fakir bir ülke aslında. 2050’ye doğru bu nüfus artışı ile beraber giderek su sıkıntısı yaşamaya başlayacak. O anlamda Türkiye için yeşil binalar çok önemli. Enerjide de aynı üretimi yaparken daha az enerji kullanmak, verimliliği artırmak gerek. Bu aynı zamanda verimliliğin de tanımıdır. Sadece tasarruf değildir, tasarruf ona giden yoldur ama önemli olan verimliliktir. Önemli olan iş yaparken daha az kaynak kullanmak. Avrupa ülkeleri bizden daha fazla enerji kullanıyorlardır ama yaptıkları iş bizden daha büyük olduğu için onlarınki şu anda daha verimli. Bu verimli olmak ne işe yarıyor? Birincisi, ekonomik açıdan daha az para ödüyorsunuz. Oturduğunuz bina, yaşadığınız çevre daha verimliyse siz aynı işi daha az enerji ile yaparsınız, daha az su kullanarak yaparsınız ve cebinizden daha az para çıkar. İkincisi de ekolojik anlamda etkisidir. Değerli kaynakları suyu, enerjiyi daha az kullanarak hem çevresel açıdan hem de gelecek nesillere bırakacağınız kaynaklar açısından fayda sağlamış oluyorsunuz. Bir de sosyal anlamda da tasarımı, malzeme seçimi, kalitesi ile içinde yaşayan ve çalışan insanlara daha sağlıklı ve konforlu, daha çalışılabilir bir ortam sağlıyor. Yeşil kentler diyerek daha makro ölçeğe taşıdığımızda günümüzde çözümler getiriyor. Bunlar da insanların sosyal yaşam kalitesini değiştirecek etkenler arasında yer alıyor. Bu faydalardan herkes farklı bir şekilde yararlanabilir. Bir yatırımcı sadece daha az maliyetim olsun diye düşünebilir.

ÖN YARGININ KIRILMASI LAZIM

Yeşil binaların maliyetli olduğuna dair bir algı mevcut. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Yeşil teknolojiler her geçen gün ucuzluyor. Başta bunlar daha özel ve nitelikli konular olduğu için biraz daha maliyetleri yüksekti ama şu anda o fark da açıkçası kalmadı. İlk yatırım maliyeti için günümüzde bir fark olduğunu söyleyemem fakat algı bu yönde. Bir de zaten yapmış olduğunuz yeşil bina ile artı değer kendini kısa sürede geriye ödeniyor. Ama zaten o fiyat farkı da gerçekten çok azaldı. Hatta artık birçok projemizde artı bir maliyet yok. Ön yargıların kırılması lazım. İkinci nokta herkes bu konuya sıcak bakıyor. Ama ne yazık ki gördüğüm, insanlar bunu sadece söylüyor. Türkiye’de söylediği şeyi yapan insan sayısı azdır. Bunu yapabilmek için iradeli olmak gerekir. Yeşil binalar konusunda da alınan kararların arkasında durulmalı. En ufak bir sıkıntıda panik olup iptal edilmemeli. Belediyeler, kamu bu konuya çok ilgili.

Türkiye’de yeşil binanın sayısını öğrenebilir miyiz?

Adet olarak baktığımızda Türkiye’de sertifika almış proje sayısı 200’ü geçmez. Bu çok az bir rakam… Sadece Kadıköy’de bile kaç bin bina vardır. Bunun sebebi maliyet değildir. Bu işin farkındalığının artırılmamasıdır bunun nedeni. Bir ön yargının olması ve iradeli olmayışımızdır. Tamamen insana özgü faktörler yeşil binaların üzerinde engel oluyor. Öyle ya da böyle günün sonunda birileri bunu yapmak zorunda. Çünkü fayda var. Yapanlar var giderek de artıyor bu ivme. Önümüzdeki yıllarda artacağını düşünüyorum. Bu noktada da kentsel dönüşüm önemli.

Kentsel dönüşüm iyi planlandığında –ki biraz gecikti bu olay – önemli bir fırsattır. Neticede ortada bir deprem riski ve sağlıksız yapı stoğu var. Bunun bir şekilde temizlenmesi lazım. Ülkemizde insanımız beyaz sayfa açmayı çok sever. Burada insan hayatı var, insan hayatına etki eden insanların sosyolojik etkileşimi var, insanların sosyolojik etkileşimi var. Bu konular Türkiye’de biraz hızlı geçiliyor, baypas ediliyor. Ama bunlar iyi planlandığı şekilde kentsel dönüşüm olmazsa olmaz bir konu. Deprem riski olmasa bile o kadar sağlıksız yerlerde yaşıyor ki insanlar…

SORUNLARA YEŞİL BİNALAR ÇÖZÜM SUNUYOR

Kentsel dönüşüm başladığı anda mı yeşil binaların yapımına başlanmalı?

Kentsel dönüşüm yeşil binalar için de iyi bir fırsat. Hem Türkiye için hem de yeşil bina için… Standart bir şey varsa insanlar değiştirmek istemezler. Ama yeni bir sistemde, sıfırdan başlayacağı bir şeyde güzel olmasını isterler. Eski evimize yatırım yapmayız ama yeni aldığımız evin her yeri güzel olsun isteriz. Bu da aynı şey kentsel dönüşümle… Sıfırdan bir şey yapılırken bunların daha kaliteli, daha verimli, insan hayatına yönelik toparlanması ve bu şehir ölçeğinde ve mahalle ölçeğinde olması lazım. Burada da yerel yönetimler ve belediyeler, TOKİ gibi kamu kurumları işin içine giriyor. Yöneticilerin bunun arkasında mutlaka durması lazım. Neticesinde insanlar uzun süre bu binada yaşayacaklar. Binan ne kadar güzel olsa da sokağa çıktığında trafikten adım atamıyorsan betonsa, kirliyse o binada yaşasan ne olur yaşamasan ne olur? İstanbul’daki birçok binada da bu örneği görebiliriz. Bunların çözülebilmesi için sadece yeşil binalar değil, yeşil yerleşkeler mahalle bazında yeşil ögelerin mutlaka adapte edilmesi lazım. Yeşil denildiğinde insanlar lüks bir şey anlıyorlar. Bu aslında sizin, benim yaşadığımız sorunlar. Yeşil binalar, yaşadığımız sorunların bizlere sunduğu çözümler. Bu aslında senin günlük hayattaki sorunlarına cevap verecek konular.

Vatandaşlar açısından bakarsak bu duruma…

Bunlar bir ulusal plan ölçeğinde yapılmalı. Çoğunluğun faydası için bu konuların bireysel bazdan çıkararak ulusal politika haline getirilmesi lazım. Benim düşüncem, bu konu acil bir eylem planı olduğu için bu anlamda biraz daha zorunlu uygulamalarla halledilmelidir. Kişilere bırakılmamalı. İnsanlara, müteahhitlere, yatırımcılara tabii ki sorularak görüşler alınabilir ama günün sonunda bir ulusal eylem planı dahilinde kentsel dönüşüm ve yeşil binaların sürdürülebilirliğinin şekillendirilmesi ve anlatılması lazımdır.

Kentsel dönüşüm çalışmalarını başarılı bulduğunuz yerler var mı?

Kentsel dönüşüm çalışmaları çok farklı yerlerde ve farklı şekillerde ilerliyor. Ne yazık ki herkesle uzlaşarak bu süreç ilerlemiyor. Türkiye genelinde 7 milyon konuttan söz ediyoruz, bu çok büyük bir rakam. Birçok insanın hayati riski var, yaşam kalitesinden çalınan yerler var. Tüm bunlara çok dikkat edilmesi lazım. Kentsel dönüşüm ilerliyor. Türkiye için geç kaldık, deprem konusunda da geç kaldık. Ve maalesef bu durum diğer konuların geri sıralarda kalmasına neden oluyor.

MEVZUATTA DEĞİL, UYGULAMADA SORUNLAR VAR

İmar mevzuatındaki yönetmeliklerde gördüğünüz eksiklikler neler?

İmara yönelik birçok eksik vardır, bu konunun uzmanı değilim. Ama yeşil ve sürdürülebilirlikle ilgili birçok eksik var. Bununla ilgili bazı yönetmelikler çıktı aslında. Fakat bunlarla ilgili iki sorun var. Birincisi, mevzuatlarda yeterli detaylı bilgi olmadığı için insanlar bunu nasıl yapacaklarını ya bilmiyor ya da kafalarına göre yapmaya çalışıyorlar. İkincisi de, farkındalık ve denetleme yok. Binalarda enerji yönetmeliğinde birçok konu var. Fakat kimse doğru düzgün bilmediği için uygulamada sorunlar var. Mevzuatların bu anlamda çok da yetersiz olduğunu düşünmüyorum. Aslında tam sağlıklı şekilde uygulansa güzel şeyler yine de yapılabilir. Yapılması için fırsatlar var. Ama ben Türkiye’de bazı yatırımcı ve müteahhitlerin gönüllülük esasına bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Herkesin yaptığına itiraz gelmez ama gönüllülük esasına göre yaparsan kimse yapmaz. Yönetmeliklere sadece genel geçer ifadelerle de değil, ciddi anlamda uygulanmaya yönelik mevzuata konulması lazım. Yağmur suyu, güneş panelleri, inşaat atık yönetimi ile ilgili birçok konunun mevzuat ve yönetmeliklere eklendiğini düşünüyorum. Her tip bina yeşil bina olabilir. İçerisine pek çok insanın gelebildiği AVM, hastane, okul gibi binaların yeşil bina olmasında daha büyük fayda var aslında. Neticede günün sonunda bundan çok fazla insan yararlanıyor. Çok fazla insana verimli, konforlu ve sağlıklı bir ortam sağlamış oluyorsunuz. O yüzden ticari binalardan ilk yeşil binalar çıkmış. Ticari binaların yeşil bina olması aslında daha öncelikli bir konu. Bizim neticede her tür bina ile çalıştığımız projeler var. İnsan hayatının yüzde 90’ı binaların içinde geçiyor. Binaların sunduğu ortam da bu yüzden çok önemli. Düşünün, güneşsiz, çok soğuk ya da çok sıcak olan bir ofiste mi güzel, iyi aydınlatılmış, çevresinde imkanların olduğu bir ofiste mi çalışmak istersiniz? Çalışanlardaki verim artışı yeşil binaların en önemli getirilerinden biri.

Yeşil binalarda Türkiye emekleme aşamasında mı?

Aslında bunun cevabı nereden baktığınıza bağlı. Türkiye, son açıklanan istatistiklere göre en çok LEED alan Amerika dışındaki ülkeler arasında 8. sırada yer alıyor. İlk 10’a girmesi güzel bir sonuç. Ama Türkiye inşaat sektörünün çok gelişmiş olduğu bir ülke. Bunu baz alarak baktığınızda ise düşük. Çünkü Türkiye’de ciddi bir gayrimenkul potansiyeli var. Hala yeşil binaya gerek var mı sorularının sorulması beni üzüyor. Binaların yapılması gereken tüm konularda sürdürülebilirlik, verimlilik gibi konuların en alt mevzuata kadar inmesi ve zorunlu hale getirilmesi lazım. Çünkü böyle olmazsa 15- 20 sene sonra çocuklarınıza bıraktığınız şehirler daha da kötü olacak.

İnşaat şirketlerinin de bu bilinçte olması gerekmiyor mu?

İnşaat firmalarına anlatılması lazım. Ama bunun en önemli kolu, bu inşaat firmalarının uymak zorunda olduğu kanun ve yönetmeliklerin burada zorunlu tutuyor olması lazım. Bu olayların artık ciddiyete dönmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Röportaj Cansu Meşedilci

Fotoğraf Yağız Karahan

ekoloji altensis emre ılıcalı afet planlama sosyal ihtiyaç performans mevzuat hizmet konfor teknoloji proje tasarruf sürdürülebilirlik Breeam kentsel dönüşüm yenilenebilir rüzgar sertifika verimlilik güneş denetleme danışmanlık yönetim kurumsal yönetmelik maliyet kalite yeşil bina enerji gayrimenkul çevre su leed mühendislik
Tümünü gör
Pzt Sa Çar Per Cu Cmt Pzr
30010203040506
07080910111213
14151617181920
21222324252627
28293031010203
04050607080910